Kasko Sigortalarında Araç Çalınması ve Sigorta Şirketleri ile Sigortalıların Düştükleri İhtilaflar

Hazırlayan: Timuçin ALPAY

Bilindiği üzere; kasko sigortaları Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıca düzenlenmiş bir branş değildir. Kasko sigortaları bir mal sigortası türü olup, TTK’nun 1278. maddesi hükmü uyarınca sadece sigorta ettirenin değil, sigortadan faydalanan kimsenin yahut da eylemlerinden sorumlu oldukları kimselerin kusurlu davranışlarından kaynaklanan ve araçta meydana gelen hasar ve ziya-ı sigortacı karşılamakla yükümlüdür.

Diğer yandan, kasko sigortası genel şartlarının teminatın kapsamını belirleyen ilk maddesinde; (sigortanın konusu) “Bu sigorta ile sigortacı karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz taşıtlardan römork veya karavanlar ile iş makinelerinden ve lastik tekerlekli traktörlerden doğan menfaatinin aşağıdaki tehlikeler dolayısı ile ihlali sonucu uğrayacağı maddi zararları temin eder” şeklinde açıkladıktan sonra, bu tehlikeler öncelikle şu şekilde sıralanmıştır.

Gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde, sabit veya hareketli cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması, aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüsü ile üçüncü kişilerin kötü niyetli veya muziplikle yaptıkları hareketler, bu sigortanın konusunu oluşturmaktadır.

ARAÇ ÇALINMA ŞEKİLLERİ

Sigortacıların; her olayı (gerçekleşen rizikoyu) kendi içinde değerlendirmesi, kasko sigorta poliçesi kapsam maddesi ile örtüşüp örtüşmediği açısından incelemesi ve bu bağlamda karar verilmesi gerekmektedir. Bir çalınma olayında sigortacıları tereddüde yönelten ve sigortalıları da üzen birkaç çalınma biçiminin burada belirtilmesinde yarar bulunmaktadır.

1.       Sigortalıdan araç anahtarının (evinden – iş yerinden) ele geçirilmesi ile aracın çalınması,

2.       Sigortalı aracın kapılarının ya da camlarının açık unutulması ıle aracın çalınması,

3.       Sigortalı aracın üzerinde kontak anahtarının unutulması ile çalınması,

4.       Sigortalı aracın ve anahtarının sınırları ve adresi belli otopark işletmesinin görevlisine teslim edilmesi sonucu çalınması,

5.       Sigortalı aracın ve anahtarının herhangi bir yol üzerinde belediyeye ait otopark görevlisine teslim edilmesi sonucu aracın çalınması,

6.       Sigortalı aracın, aracı satın almak üzere deneme sürüşü yapılan kişilerce çalınması,

7.       Sigortalı araca planlayarak trafikte çarpmak ve telaşlanan sürücünün bu durumundan yararlanarak aracın çalınması (genellikle oto yollarda bayan sürücülere bu yöntem uygulanmakta),

8.       Sigortalı aracın, restoran bar ve benzeri iş yerlerinde otopark görevlisi ya da kendine bu süsü veren kişilerce çalınması,

Aslında bu listeyi ve örnekleri uzatmak mümkün ancak, yukarıda da değindiğimiz üzere sigortacıları (hasar servisi yöneticilerini) hasarı tazmin etme noktasında tereddüde düşüren bu tür gerçekleşen rizikolarda ödenmeme nedenlerini belirtmek gerekmektedir.

Verdiğimiz sekiz örnekte ORTAK NOKTA çalma eyleminin sigortalı tarafından kolaylaştınlmış olmasıdır. Peki çalma eyleminin kolaylaştırılması kasko sigorta poliçesi genel şartları ile örtüşmekte midir? Hemen belirtmeliyiz ki, çalınma fiili kasko sigorta poliçesinin kapsam maddesinde verilmiş bir teminattır. Ancak, sorun meydana gelen olayın HIRSIZLIK TANIMINA uyup uymadığıdır. Diğer bir deyişle gerçekleşen olayın kasko sigorta poliçesi genel şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden biri ile örtüşüp örtüşmediğidir. İşte sigortacı olarak bu noktada doğru ve objektif karar vermek gerekmektedir.

NEDEN HER ÇALINMA RİZİKOSU TAZMİN EDİLMİYOR ?

Yukarıda sayılan çalınma hallerinde; emniyeti suistimal durumunun bulunduğu, araç sahibinin yanıltıldığı, hulus ve saffetinden yararlanıldığı, iradesinin fesada uğratıldığı, teslim işleminin kendi rızası ile gerçekleştiği, gerçekleşen olayın da hırsızlık değil dolandırıcılık olduğu savı ileri sürülmektedir.

Ancak, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında sigortalı yada sigorta ettirenin kusuru göz önüne alınmakta gerçekleşen olayda kasıt unsurunun bulunmaması halinde “kusurun” hasar/zararın tazmin edilmesine engel olmadığı hüküm altına alınmaktadır. Bu konuda açık ve net bir Yargıtay kararı örneğini belirtelim; Özel Dairenin 28.03.1994 gün ve 1993/5473 ve 1994/2385 karar sayılı içtihadında aracın ve dolayısı ile içindeki teybin çalınmasında, sigorta ettirenin kusurlu davranışının tazminat isteme hakkını engellemeyeceği şu biçimde açıklanmıştır.

“Mahkemece, dava şoförün aracın üzerinde kontak anahtarını unutarak aracın çalınmasına neden olduğu ve bu nedenle teybin çalınmasından sigortacının sorumlu olmayacağı sonucuna varılmış ise de bu kabul şeklinin yasal dayanağı gösterilmemiştir. TTK’nun 1278. maddesine göre poliçede aksine hüküm olmadıkça sigorta ettirenin veya faydalanan kimsenin kusurundan doğan zararlardan da sigortacı sorumludur. Sigortacı ancak sigorta ettirenin kendi davranışlarından dolayı sorumluluktan kurtulabilir. Dava konusu sigorta poliçesinde 11. madde (eski kasko sigorta poliçesi genel şartları teminat dışında kalan haller) yukarıda anılan madde hükmüne paralel bir şekilde düzenlenmiş olup, aksine bir hüküm içermemektedir. Bu durum karşısında anılan yasa ve sözleşme hükümleri çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunduğundan, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.”

Kasko sigortasında araç çalınması sorununu başka bir örnekle açıklamaya çalışalım; Bir ses sanatçısının aracı, çalışmakta olduğu gece kulübünün önünden üzerinde anahtarı bulunduğu halde çalınır. Aracın sürücüsü aracın hazır olduğunu, kulüpten çıkmak üzere olan ses sanatçısına haber vermek için binaya girdiğinde, kimliği meçhul kişi bu durumdan yararlanarak üzerinde anahtar bulunan araca binerek gözden kaybolur. Bu noktada çalınma olayını kasko sigorta poliçesi genel şartları açısından değerlendirmek gerekmektedir. Öncelikle gerçekleşen riziko kasko sigorta poliçesi açısından incelendiğinde; çalınma olayı sigortalının (sürücünün) iradesi dışında gelişmiştir. Riziko beklenen bir sebebe değil, beklenmeyen ve ani bir sebebe bağlı olarak gerçekleşmiştir. Araç şoförü sigortalıyı beklerken, zorunlu olarak aracın önünde bulunduğu binaya girmiş, fakat kusurlu olarak anahtarı araç üzerinde unutmuştur. TTK’nun 1278. maddesine göre poliçede aksine hüküm olmadıkça sigorta ettirenin veya faydalanan kimsenin kusurundan doğan zararlardan da sigortacı sorumludur.

Olayın oluş biçimi kasko sigorta poliçesi genel şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden herhangi biri ile örtüşmemektedir. Bu anlamda aracın üzerinde anahtar var iken çalınmış olması, sigortalının hasar/zararı talep etmesine engel bir durum değildir.

“MÜŞTERİ KAYBEDELİM GÜVEN KAYBETMEYELİM”

Sigortalının yada sigortadan faydalananın kusuruna bağlı olarak gerçekleşmiş araç çalınmaları, KASIT unsuru olmadıkça kasko sigorta poliçesi kapsam maddesi içindedir. Her ne kadar emniyeti suistimal durumu, araç sahibinin yanıltılması, hulus ve saffetinden yararlanılması, iradesinin fesada uğratılması, teslim işleminin kendi rızası ile gerçekleştiği olaylarda rizikonun hırsızlık değil, dolandırıcılık olduğu ve bu noktada 16.01.2006 tarihli bir Yargıtay kararı olduğu yazılı basında ifade edilmiş ise de, bu yönde bir Yargıtay kararı tarafımızdan bulunamamıştır. Nitekim bu içerikte bir kararın sigortalının aleyhine hükümler taşıyacağını, kasko sigorta poliçesi genel şartlarının yeniden düzenlenmesi gerektiğini, oysa TTK md.1264 amir hükmü bağlamında sigortalının aleyhine sözleşme yapılamayacağını bu noktada bir Yargıtay kararı olabileceğine sigortacı olarak inanmak istemediğimi söylemeliyim.

Kaynak:  SİGORTACI GAZETESİ, SAYI : MAYIS 329, SAFYA : 50

 

 
blankblankblank